anlayamazsın ki sen aşkımı fransızca seviyorum seni üşütürüm seni bazen yağmurlu havada caddelerde yalnız yürürken.. ısıtırım seni bazen şöminenin başında beraberken senin için sırılsıklam olmuşken sarılırım sana sonsuz defa bırakmak istemem asla şok...
bırak gitsin istanbul gitsin arkasına bakmadan otogardaki gece otobüsüyle cam kenarına oturmasın yüzünü bir daha görmesin sevdiğinin kapasın gözlerini gönlü elvermesin kendini terketmeye yol kenarındaki bir köfteciye anlatsın derdini kafası daha da bozulsun dağıtsın...
işte cuma sabahı bitti bu kör aşk bitti ama sıradan bir hayat başlamadı benim için çünkü kördü benim aşkım kör etmişti beni,duygularımı bir ceset görmüş küçük bir çocuğun yaşadığı sendromdan bile kötüydü sensizlik gündüzleri boşlukta denizde boğlumak...
ah büyükada büyüksün gerçekten anlatılmaz duyguların bir numaralı tercümanısın bazen bazen huzurun beşiğisin manzaranı izletirken yavaş yavaş uyutursun beni ama küçüksün küçüksün gerçekten sevgimi taşıyamacak onu anlamayacak kadar küçüksün çamların...
uykusuz gecelerin nedenisin gözümün önündesin hep kırpmıyorum gözümü daha fazla bakmak için sana bir an geliyor gözlerimiz ahengi buluyor karanlıkta mutluluğun ateşiyle aydınlanıyor karanlık bir güneş gibi doğuyor sen uzaktayken bunun adı hissetmek tatlı kalp...
yalnız bırak beni bu akşam git artık başımdan 2 saat 45 dakikadır boğuyorsun beni zaten konuşacak neyimiz var sensiz geçirdiğim 5 yıldan sonra; kavhe içişlerimi mi anlatayım sana dudaklarının değdiği o bardağı mı yoksa o bardaktaki ağzımı yakan yaktıkça...
mutluluktan parıldayan gözlerin gibi parlıyor deniz vapurda yüzüme vuran soÄŸuk tatlı rüzgarlar ve üşüdüğümde bana sarılman gibi beni ısıtan güneÅŸ kulağıma fısıldadığın ’seni seviyorum’ lar gibi dalga sesi dinlediÄŸimiz ÅŸarkılar gibi tınısı...



